Page 38 - Konya'nın Sazında Kırk Türkü
P. 38
29
meyve-sebzeler, renkler ile ağaçlar çağrışımı ve anlamı besleyen zenginliklerdir. Anlamı zenginleştikçe
türküler, dinleyicisine daha fazla hatırlama ve çıkarım yapma fırsatı vermektedir. Toplumsal ve kültürel
belleğimizin sağlam kalıp gelecek nesillere aktarılması türküler sayesindedir. Her türkü çeşitli hikayeler
barındırmakta ve bu hikayeler insanları canlı tutmaya yaramaktadır. Çünkü bu hikayeler, türkülerin
içerisinde renklenip çeşitlenmektedir. Türküler kıymetli ve araştırılması gereken bir alan olarak sürekli
gündemde kalacaktır. Çünkü insanın yaşam hikayesinde türküler oldukça önemlidir. Ortaya çıktığı
dönemin ruhunu anlamak için bize bakış ve çerçeve sunan türküler, insanlar tarafından oluşturulmakta,
korunmakta, dönüştürülmekte ve kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Bu yönüyle, bireyin ve toplumun
geçmişine ve geleceğine işaret eden toplumsal hafızamızda kendisine ayrılan yerde oturmaktadır türküler.
Türküleri toplumsal hafızamızın konusu yapan unsurlardan biri benzetmelerdir. Konya türkülerinde de
oldukça çok ve çeşitli benzetmeler yer almaktadır. Bu benzetmeler toplumsal hafızamızın ve kültürel
belleğimizin ürünleridir. Zamanlar ve mekanlar da aynı şekilde toplumsal hafızamızın figürlerindendir.
Hatıralarımız somut zaman ve mekanlara dayanır. Hatıralarımız belirli bir zamanda güncelleşir ve belirli
bir mekânda cisimleşir. Gece, gündüz, sabah, akşam ve seher vakti gibi zamanlarda; dağ, ova, deniz, köy
ve ev gibi mekanlarda cisimleşir türküler (Ok, 2017). Bu zaman ve mekâna dayalı cisimleşmeyi de çokça
görebileceğimiz için Konya türküleri sosyo-kültürel hafızamızın iz düşümüdür.
Konyalıların geçmişten bugüne gündelik hayatlarında yaşadıkları pek çok durum türkülerde
işlenmiştir. İstenmeyen evlilik neticesinde insanların sitemleri, gelin kaynana çatışmaları, komşuluk
ilişkileri, kader, hastalık ve ölüm gibi birçok konu aşağıdaki türkü alıntılarında görülmektedir:
“… Ben güzelim, bir çocuğa virdiler
Virdiler de günahıma girdiler …” (Küçükbezirci 2006: 31-32).
“… Durmam, ben Atina’da durmam
Gırala da garı olmam…” (Küçükbezirci 2006: 97-98).
“… Hani benim allı pullu yışmağım
Anne gelin olduğuma peşmanım
Annem babam başta benim düşmanım…” (Küçükbezirci 2006: 84).

